PERSPEKTİF-Genç Kadınlar Eliyle Hayır Diyoruz!

0

 

Değerli Yurtsever Genç Kadınlar!

2020 yılının son çeyreğine girerken başta 27 yıllık gerilla mücadelesiyle kadın özgürlük hareketine ciddi katkılar sağlamış Leyla Agiri yoldaş olmak üzere Cenga Heftanin’de büyük kahramanlıklarla yıldızlaşan Nucan, Esmer, Zelal, Dîrok yoldaşlar şahsında tüm devrim şehitlerini saygı, sevgi ve minnetle anıyor, kesin başarı sözümüzü yineliyoruz.

Kuşkusuz 2020 yılı hareketimiz, bölgemiz ve dünya açısından çok önemli gelişmelerle yaşanmaya devam etmektedir. Bahar ayı başında dünya gündemine oturan korona virüs belasıyla birlikte birçok tartışma değişti, temel gündem virüs ve yarattığı etkiler oldu. Dünya korona virüsü ve yarattığı etkileri daha uzun yıllar tartışacağa benzemektedir. Korona virüsün kapitalizmin yarattığı çok yönlü bir salgın olduğunu bilmek ve unutmamak önemlidir. Şimdi bütün dünya bu sistemin açığa çıkardığı bu ölümcül sorunları konuşmaktadır. Kapitalizm aşılamazsa daha da ölümcül bir halde güçleneceği de bir gerçekliktir. Dünyada yaşanan sorunların önemli bir kısmı kapitalist sistemden kaynaklanmaktadır. Demokrasi sorunundan savaşa, sağlık, ekonomi, ekoloji, kadın sorunları vb. tüm sorunların kaynağı bu zihniyet ve sistemdir. Önderliğimiz kapitalizmin bulaşıcı salgın hastalıklarına karşı yıllar öncesinden toplumu uyarmış ve kapitalizmin hastalık yaydığını çözümlemiştir. Dünya genelinde bu virüsten kaynaklı şimdiye kadar bir milyona yakın insan yaşamını yitirmiş, milyonlarca insan sağlığından olmuştur. Bu vahşet tablo her geçen gün büyümektedir. Virüs sebebiyle insanlar yaşamından, sağlığından, işlerinden, ekmeğinden, ideallerinden olmuş sadece evlerde yaşamaya mahkûm edilmişlerdir. Evlerde kimin, özellikle de kadınların nasıl yaşayacağı ise hiç hesaba katılmamıştır. “Evde Kal” teranesiyle AKP-MHP faşist rejimi bu süreçten yararlanmaya çalışmıştır. Normal süreçlerde yürüttüğünden çok daha fazla saldırıyı bu süreçte yürütmüştür. Korku ve kaygı yaşayan toplumda bireyciliği geliştirerek evlere kapatmış ve sadece kendisini düşünmesi sağlanmıştır. Sokağa çıkma yasaklarıyla toplumsal muhalefetin, itirazların, olası eylemlerin önü alınmıştır. Halkı evlere kapatırken kendisi ise “Evde Kal”mamış, Kürdistan ve Türkiye toplumuyla ilgili çok önemli kararlar almıştır. Hareketimize dönük başlatılan yeni imha ve işgal hamlesini, kadınlara dönük saldırıların önünü açan yasayı, kadın ve çocuk tecavüzcüsü sapıkları ve katilleri tahliye ederek devrimcileri ise ölüme terk eden yasayı bu süreçte hayata geçirmiştir.

Bu süreçlerden en çok etkilenenler, zarar görenler hiç şüphesiz kadınlar olmuştur. Korona sürecinden bu yana kadın katliamlarında, tecavüz ve tacizde, fiziki ve psikolojik şiddette, intiharlarda, kadın ve çocukların kaybolmalarında, kadınların işten çıkarılmasında ciddi artışlar yaşanmıştır. Normal zamanda dahi kadın için çok zorlu olan yaşam bu süreçte tam bir cendereye dönüştürülmüştür. Zaten az ücretle çalıştırılan kadınlar salgında işten ilk çıkarılanlar olmuş, üretimden tamamen dışlanmak istenmiştir. Pandemiden kaynaklı gelişen sağlıksız yaşam koşulları, toplumun yoksullaşması, psikolojik ve ruhsal bunalımlar sonucunda erkeklerin öfkesi Evde Kal’an kadınlara yönlendirilmiştir. Aile içi ve genel şiddet önceki dönemlere oranla çok ciddi artmıştır. Birçok erkek bu süreçte eşini ve çocuklarını katletmiştir. Birçok genç kadın kaçırılarak tecavüz edilmiş ve katledilmişlerdir. Bu kadınların kimi eski sevgilisi, erkek arkadaşı, kocası kimi de abi ya da babaları tarafından katledilmektedirler. Katledilme biçimleri ise toplumda adeta şok etkisi yaratacak kadar vahşet biçimindedir. Bu katliamların hepsi de kıskançlık, sevgi, aşk, namus vb. gibi çeşitli isimlerle yapılmaktadır. Bu isimlendirmelerle erkeklerin yaptıkları katliamlar meşrulaştırmakta, normal gösterilmeye çalışmaktadırlar. Devlet ise asıl fail ve azmettirici olduğu için bu katilleri korumaktadır. Amacı ise kadınlarda ve toplumda korku ve panik yaratarak sindirmektir. Korkunç olan gerçek ise toplumun bu olaylara ciddi bir tepkisinin gelişmemesidir. Son yaşanan olaylarda kadın örgütleri tarafından bazı eylemler, toplumsal kimi tepkiler gösterilmişse de çok zayıf kalmıştır. Özellikle genç kadınlar olarak neredeyse hiç sesimizin çıkmamış olması ciddi bir eleştiri ve özeleştiri konusudur. Katledilen, tecavüze uğrayan kadınların çoğu genç kadınlardır. Öldürdüğü halde kadından hırsını alamayan erkek kadını parça parça bölerek yakacak ve üstüne beton dökebilecek kadar vahşileşmiştir. Hiçbir kadın böylesi bir muameleyi kabul edebilen bir toplumda yaşamamalıdır. Kürdistan’da kadınlarına yönelimler ise devlet eliyle özellikle de AKP-MHP faşist devletinin üniformalı çeteleri tarafından taciz ve tecavüz özel bir yöntem olarak geliştirilmektedir. Tecavüz bir özel savaş yöntemi olarak Kürt ve kadın soykırımını tamamlamak için geliştirilmektedir. Fiziki ve kültürel soykırımdan istediği sonucu alamayan bu faşist zihniyet tecavüze başvurmaktadır. Tecavüzle esas hedeflenen kadın üzerinden Kürdistan toplumunun iradesini kırma, mücadeleden düşürme ve teslim almadır. Kürdistan toplumunda namus olgusu önemlidir. Kürdistan’da namus; ahlak, erdem, haysiyet, onur anlamına gelmektedir. Bu özelliklerin hepsinin öncülüğünü ise kadın yapmaktadır. Kadın üzerinden geliştirilen saldırılarla toplumsal namus hedeflenmekte ve yok edilmeye çalışılmaktadır. Toplumsal namusunu yitirmiş bir toplum mücadele edemez, hak arayamaz, talepte bulunamaz, onurunu savunamaz ve irade olamaz. Dikkat edilirse son süreçlerde Türkiye’de yaşanan tecavüz ve katliamlarda da mağdur edilen, katledilen de Kürt kadınlarıdır. En son vahşi bir biçimde bedeni parçalanan üniversite öğrencisi Pınar Gültekin de, Batman’da asker tecavüzüne uğradıktan sonra yaşamını yitiren İpek Er de bir Kürt kadınıdır, Cizre’de asker tecavüzüne uğrayan kız çocuğu da Kürt çocuğudur. Bu saldırıların hepsi faşist devletin bilinçli saldırılarıdır.

Değerli Yurtsever Genç Kadınlar!

Fuhuş, uyuşturucu, alkol, asimilasyon, ajanlaştırma, lümpen yaşam özel savaşın birer yöntemleri olarak Kürdistan’da genç kadınlar arasında geliştirilmektedir. Böylelikle özünden, toplumsal kültüründen, kimliğinden uzaklaştırılan genç kadınlar eliyle Kürt soykırımı tamamlanmaya çalışılmaktadır. Korona sürecinden de en çok etkilenenler genç kadınlardır. İşten ilk atılanlar kadınlar içerisinde genç kadınlardır. Yetenekli ve dinamik olsa da kalifiye görülmemektedir. Taciz ve tecavüze en çok uğrayan genç kadındır. Çünkü en savunmasız, cinselliği üzerinden en çok hesap yapılanlar onlardır. Şiddet en çok genç kadına uygulanmaktadır. Çünkü baba, ağabey, koca, sevgili ve akrabalar için sözünden çıkılmaması, onlara göre olunmayınca kötekle hakkından gelinmesi gereken kişidir. Devlet saldırılarının temel hedefidir. Çünkü bir halk ancak kadını ve genci düşürülerek teslim alınabilir. Bu sebeple en çok itiraz ve mücadele etmesi gereken kesim genç kadınlardır. Toplumumuzda bu kadar gerilik, geleneksellik, şiddet, kadın cinayetleri, tecavüzler yaşanıyorsa bunun birincil sorumlusu genç kadınlardır. Çünkü genç kadınlar güçlü mücadele ederse erkek egemen zihniyeti kırabilir. Çünkü genç kadın toplumun öncüsüdür.

Genç kadınlar olarak önemli bir örgütlü mücadele birikimimiz vardır. Tüm Kürdistan ve Türkiye’de örgütlerimiz, kurumlarımız, kadro ve çalışanlarımız vardır. Ancak örgütlü gücümüze denk kadın sorunlarını gündemimize almadığımız, yeterli bir eylem hattı açığa çıkarmadığımız gerçekliktir. Kadınlara özelde de genç kadınlara bu kadar fiziki ve özel savaş saldırıları varken sıradan eylemlerle yetinmek ya da sadece protesto etmek yetmemektedir. Daha aktif, dinamik, yaratıcı ve kesin sonuç almayı hedefleyen bir kampanya yürütmemiz gerekmektedir. “BİZ HAYIR DİYORUZ” kampanyasını da bu sebeple başlatma ihtiyacı gördük. Kampanya sadece basın açıklaması ve yürüyüşler biçiminde kalmamalıdır. En başta bilinçlendirme faaliyetleri çok önemli olmaktadır. Bilinç yaratamazsak, yapacağımız eylemleri neden yaptığımızı kavratamaz ve istediğimiz sonuçları alamayız. O yüzden hem kadınların hem de erkeklerin bilinçlendirilmesi, eğitilmesi çok önemlidir. Kadınlar ve erkekler için hem özgün hem de ortak zeminlerde toplantı, seminer, eğitim ve paneller yapılabilir. Erkeği bilinçlendirmeden, değişimini sağlamadan kadınlar olarak ne denli gelişirsek gelişelim bir boyut eksik kalacaktır. Çünkü zaten şiddeti, tecavüzü, katliamı uygulayan erkektir. Bu konuda özellikle yurtsever halkımızı, genç erkekleri, çalışanları bilinçlendirmek, farkındalık yaratmak çok önemlidir. Kadınlar açısından ise bilinçlenmek ve mücadele etmek ekmek ve su kadar hayatidir. Klasik erkekliği çözümlemeyi öğrenmeli, mücadele etmenin yol ve yöntemlerini bulmalıyız. Bu da eğitimle olacak bir süreçtir. Yine bütün alanlarda örgütlülüklerimizi güçlendirmeli ve örgütlü olmadığımız yerlerde de acilen örgütlenmemiz gereklidir.

Kampanya çerçevesinde geniş genç kadın kitleleri, geniş halk kitleleri ile eylemler örgütlenmeli ve kadına yönelik şiddete karşı toplumsal bir tavır alınmalıdır. Bu kampanyaya tüm toplumu katmak önemli olacaktır. Bu konuda toplumun duyarlılığını, hassasiyetini, örgütlülüğünü değerlendirmek çok önemlidir. Kürt toplumu çocuklarına, namusuna, toprağına, özgürlüğüne düşkün bir halktır. Bunlardan vazgeçmeyeceğine göre bunları korumayı öğrenmelidir. Zaten genel anlamda ilan edilen bir hamle de vardır. “Tecride, İşgale, Faşizme Son, Özgürlük Zamanı” hamlesine de kampanyamızın gündemleriyle güçlü katılım sağlanmalıdır. Kadın sorunları, taciz, tecavüz, fuhuş, şiddet, bağımlılık yaratan maddeler, ajanlaştırma bütün toplumun sorunudur. Ve doğru bir öncülük yapılabilirse itirazı olan tüm genç kadınları ve halkı harekete geçirebilecek kadar evrensel bir konudur. Dünyanın neresinde hangi halktan, inançtan, yaştan, ideolojiden olursa olsun tüm kadınlar aynı sorunları benzer biçimde yaşamaktadırlar. Kadın her yerde kadındır ve kadın her yerde şiddete ve tecavüze maruz kalmaktadır. Kadın sorunu evrensel bir sorundur ve kadın mücadelesi de evrensel bir mücadeledir. Bu sebeple açığa çıkaracağımız eylem hattı dar, rutin, sıradan, tekrar tarzda olmamalıdır. Yenilikler yapılmalı eylem tarzında. Daha yaratıcı, yenilikçi, esnek ve sonuç alıcı eylemler düşünülmelidir. Tek kişi ile yapılabilecek eylemden geniş kitlelerle yapılabilecek eylemlere kadar tüm eylem biçimleri kullanılmalıdır. Üniversiteli genç kadınlardan işçi kadınlara, evli genç kadınlardan işsiz Evde Kal’mak zorunda olan genç kadınlara kadar herkese ulaşabilmeliyiz. Sosyal statü, zenginlik-yoksulluk, evli-bekar olmak, Kürt ya da Türk, Arap vb. halktan olmak bu gerçeği değiştirmemektedir. Yapılan faaliyetleri basında işlemek, kampanyayı gündem yapmak, neden böylesi bir kampanyaya ihtiyaç duyulduğunu kavratmak, herkesin kampanyadan haberdar edilmesini sağlamak oldukça önemlidir. Günlük olarak internete girmeyen insan yok gibidir. Kampanyayı öyle bir işlemeliyiz ki internete giren her insan mutlaka kampanyayla ilgili haberlere, videolara, kadınların yaşadıkları gerçeklere rastlayabilsin. Öyle bir güçlendirilmeli ki kampanya her kadın mutlaka bir paylaşımda bulunmalı, kampanyayı takip etmeli, kendine ait görmelidir. Bunu sağlamak hiç de zor değildir. Tüm dünyada genç kadınların aynı sayfada dayanışmada bulunacakları hesaplar, sayfalar oluşturulmalıdır. Kim nereye bakarsa kadınla ilgili bir konu görmelidir. Ülkemizde ve dünyada bunu geliştirmemizi sağlayacak çok sayıda kadının olduğunu unutmamak gerekir. Tecavüz edilerek öldürülen, taciz ve şiddete maruz kalan, katledilen kadınlar adeta herkesin kafalarına kazınırcasına işlenmeli, her yerde onların resimleri gösterilmeli, anılmalı, hafızalara işlenmelidir. Yine aynı biçimde mücadele eden, mücadele içerisinde kahramanca şehit düşen, kahramanlıklarıyla kadın özgürlüğünde önemli mesafeler aldırtan, mücadele ettiği için zindanlarda tutulan kadınlar da yoğunca işlenmelidir. Bildiri dağıtımından afiş ve pankartlara, yürüyüşlerden basın açıklamalarına, tiyatrolardan konserlere kadar tüm eylemlerde mesajlar net verilmeli, erkek zihniyeti hedef yapılmalıdır. Böylelikle yaşadıkları sorunlardan kaynaklı kadınlar kendilerini suçlamak, çaresizleşmek, iradesizleşmek yerine erkeği ve zihniyetini suçlamalı, hesap erkekten ve erkeklik ürünü olan devletten sorulmalıdır.

Mücadele komple ve seferberlik ruhuyla yürütülmelidir. İşgal saldırıları tüm parçalarda devam etmekte ve halkımız soykırım tehlikesi altındadır. Yaşadığımız topraklarda erkeklerin kadınlara saldırıları ile devletin halklara saldırıları aynı gerçeklikten kaynaklıdır. Kadının bin yıllardır toprakla, yaşamla özdeş görülmesi bu gerçeği kanıtlamaktadır. Dolayısıyla toprağını, ülkesini, namusunu en çok koruyan da kadındır. Kürdistan’da ülke mücadelesi ile kadın mücadelesi bütündür. Şiddet, katliam, taciz ve tecavüz kadına uygulandığı gibi direnen halkların coğrafyasına da uygulanmaktadır. AKP-MHP faşizmi ile yönetilen TC, bir tecavüz devletidir. Kullandığı yöntemlerinin amacı ise soykırımdır. Katiller ve tecavüzcüler, ahlakla oynayan kişiler cezalandırılmalıdır. Özellikle öğrenci genç kadınların harekete geçmesini sağlamak şarttır.

 Değerli Yoldaşlar!

Kadın bilinçlenirse toplum bilinçlenir, itiraz ederse toplumsal itiraz daha güçlü. Genç kadın irade kazandıkça toplum da irade kazanır ve daha güçlü mücadele eder. Kadınlar olarak taciz, tecavüz, fuhuş, şiddet ve katledilme tehlikeleri ile dolu bir dünyada yaşamayı reddetmedikçe bu saldırılarla sürekli karşı karşıya kalmak zorunda olacağız. Bunların hiçbiri kader değildir. Bizler Önderlik ideolojisi ile birçok konuda bilinçlenme yaşadık, mücadele gücü ve azmi kazandık. Şimdi bu kazanımları kalıcılaştırmanın, toplumsallaştırmanın ve tüm kadınları kurtarmanın zamanıdır. Bizler mücadele etmezsek kimse bizim yerimize mücadele etmez. Mücadele etmezsek her gün biraz daha eksiliriz, irademiz gasp edilir, şiddete maruz kalırız ve tecavüzden geçiriliriz. Bu gerçeği bütün genç kadınların çok iyi bilmesi ve anlaması gerekmektedir. Erkek aklına, devlet aklına, ürettiği tüm kurum ve zihniyetlere karşı mücadele etme zamanıdır. Kadın katillerine HAYIR deme zamanıdır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.